M: info@tgd.de   |    T: +49(0)30-23-63-51-00

TÜRKİYE ALMAN HÜKÜMETİ TALEPLERİNE ALDIRMAMALIDIR!

Salı Aralık 3rd, 19961996, Pressemitteilung, , Türkei und EU

Son olarak Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Şevket Kazan`ın Almanya ziyareti esnasında, çifte vatandaşlık uygulanmamasına ilişkin Almanya tarafından kendisine baskı yapıldığı basına yansıdı.

Daha önce de Başbakan Kohl, sayın Mesut Yİlmaz`a benzer uyarılarda bulunmuştu.

Bu konuda yanlış anlaşılmaların önlenmesi için aşağıdaki bilgilerin Türk kamuoyuna sunulmasında yarar görüyoruz:

1. Almanya´da şu andaki verilere göre 2 milyonun üstünde çifte vatandaş statüsünde insan yaşamaktadİr. Bunlardan önemli kısmı “Aussiedler”denilen Alman kökenli kişilerdir. Alman hükümeti sayıları milyonu aşan bu insanlara Alman vatandaşlığını verirken, Plonya, Çek, Rus, Kazak, Romen vatandaşlıklarını korumalarına izin veriyor. Öte yandan sayıları yüzbinleri aşan Alman ve yabancı çiftlerin çocukları otomatikman hem Alman hem de ebeveynlerinden Alman olmayan tarafın vatandaşlığını da alabiliyorlar. O halde çifte vatandaşlık istisnai olarak değil yaygın olarak ve sayın Kanther`in ve partisinin işine geldiği biçimde kullanİlmaktadır.

2. İçişleri Bakanı sayİn Kanther gibi, Türklerin yaygın bir biçimde Alman vatandaşlığına geçmelerinden ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlını korumalarından rahatsİz olanların sayısı giderek azalmaktadır. CDU içersinde de artan sayıda milletvekili ve parti yetkilisi çifte vatandaşlığa sıcak bakmaya başlamıştır. Öte yandan SPD, Birlik-90/Yeşiller, FDP ve PDS çifte vatandaşlığı önerdikleri yasa tasarıları ile istemektedirler. Yani şu anda Federal Parlamento`da sayısal olarak çifte vatandaşlık isteyenler çoğunluktadırlar. FDP Koalisyon ilişkileri nedeniyle şu anda çifte vatandaşlıkla ilgili bir yasaya oy verememektedir. Ayrıca Almanya Sendikalar Birliği son Genel Kurullarında çifte vatandaşlık talebinin altını bir kere daha çizmişdir. Kiliseler de bu talebi desteklemektedir.

3. Alman Anayasası`nİn 16. maddesine göre Alman vatandaşı olan hiç kimse vatandaşlıktan çİkartılamamaktadır. Bu demektir ki bizler gibi sonradan Alman vatandaşlığına geçenler de anayasa değiştirilmediği sürece Alman vatandaşlığından çıkartılamazlar. Bilindiği gibi anayasanın değiştirilebilmesi için üçte iki çoğunluk gerekmektedir. Hatta 16. madde temel haklardan sayıldığı için bu maddenin özüne dokunulmasİ hiçbir biçimde mümkün değildir. Sayİn Kanther veya sayİn Kohl bunu çok iyi bildiklerinden, Türkiye hükümetlerine baskı yaparak, Türklerin Alman vatandaşlığı yanİ sİra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını korumalarını engellemeye çalışmaktadırlar.

4. Türkiye Cumhuriyeti bağİmsİz bir ülke olduğundan kendi vatandaşları ile ilgili istediği yasal düzenlemeleri uygulama hakkına sahiptir. Şu andaki Federal Hükümetin çifte vatandaşlığı kabul etmemesi kendi sorunudur. Almanya çifte vatandaşlığı kabul eden hiçbir ülkeye “siz de bundan vazgeçin”deme hakkına sahip değildir. Ayrıca uluslararası ilişkilerde bu tür baskılar, diplomatik geleneklere de son derece ters düşmektedir. Federal Hükümetle görüşen Türk Hükümeti yetkililerinin Almanya tarafından gelecek “Biz çifte vatandaşlığı tanİmİyoruz, siz de bunu uygulamayın”talebinin kesin bir biçimde reddedilmesi gerekmektedir. Alman yetkililerine verilecek yanİt çok açıktır:

“Tüm batİ Avrupa ülkeleri arasında çifte vatandaşlığı uygulamayan üç ülke Almanya, Avusturya ve Lüksemburg`dur. O halde Almanya bu politikasını değiştirmeli ve toplumsal gelişmelerin gereğine uymalıdır” Avrupa`da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hiç gecikmeksizin yaşadıkları ülke vatandaşlığına geçmeleri ve Türk vatandaşlık yasasİnda 1995 yılında yapılan değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını korumalarını israrla öneriyoruz.

Prof. Dr. Hakkİ Keskin